ŞİİR ÜSTÜNE - Çeviren: Gaye PETEK

 

Paul ELUARD

"Şiirsel'lik taslıyan bir söz dizimi kadar kötü dil bilmiyorum. Gerçek şiirin ana çizgileri kesindir, cankurtaran simitlerine sarılmaz, billur gözyaşları yeter ona...

Çöller, çamurlar, kumlar, cilâlı döşemeler, savrulan saçlar, çotuk eller, leşler, ileze delikanlılar, baştacı bönler, tüm it türleri, süpürgeler, otsu çiçekler... Şiir, yaşamın tâ kendisidir yani!

*

Şiir, bulaşıcı bir sayrılıktır, ama, yaşamın içindedir. Dilin etkin yapısı böyle sağlanır.

Şiirsel bir gerçek var: İyinin gerekçesi...

Ozan, toplumunun olağan kişilerinden değildir elbet...

Şiir, sanata özentilerden doğamaz; somut bir işe yarar o. Bilimdeki öğretisel değerlerle yüklüdür. Savaş alanı da, insanoğullarını yeniden kardeş kılabilmek içindir.

 

Jean COCTEAU

Gerçekten şair kişi, ille de SANAT yapacağım diye çıkmaz yola... Kendi gerçeği neyse onu yansıtır; duygu, deney, görgü birikimlerini hiç acelesiz işler; ama bu tutum, başarılı bir gazetecinin çabasını andırırmış... olsun!

Çoğu kez, kırık-dökük izlenimler etkisi uyandıran bu olgu, bu yöntem, gitgide bütünleşir ve etki gücü kazanır.

Epeydir, görüntü'yü yüceltmek için, salt görüntüye yaslı şiir, şiirin canına okuyor. Eskiden, şiir toplamı betikler, bir bakıma, şairin görüntüleri toplamıydı. Bu beğeni, kişilere "maymun"ca bir taklit özenini aşılamıştır.

Salt imgelerle yetinen bir şair, herhangi bir işportacı gibi, başına üşüştürür bizi.. Ne ki, bu tür şairlerle de pek alış-verişimiz olamaz.

*

Max JACOP

Somutlaştırmak... bunu iyice düşünün bikez. Soyut sıkıcı ve pimpistir. Ön ilkeniz ille de "somut" biçimleme olsun. Yani, insanlardan, olaylardan yana çıkın hep...

Şu, elle tutulur. Önemi, somutluğundan gelir çünkü. Bu eylem gücü, döne dolana, çarıklardan, karasabanlardan yakınan kaba bir "halkçılık" değil elbet... Ses, söz, bir bakıma mide'yle ilgilidir; ergesi ille de düşünceyi mideye iletmek ve ordaki yakışık yerini yansıtmaktır!