KENTLERDEN İZLENİMLER

TEKİRDAĞ'DAN... - Hasan KAVRUK

Doğal varlığının ötesinde, "türk"lüğün soylu geçmişiyle pırıl pırıl bir Tekirdağ düşünüyorum.. Oraya her gidişimde, serüvenler dolu "atmosfer"inin yanıbaşında yersel durumuyla da Avrupai bir görünü, işlenmeğe değer bir gözde kent geliverir gözümün önüne...

Nedense, Tekirdağ'ı, ben soyut bir resme benzeterim ilkten.. Onu görenler, orda yaşıyanlar nasıl yorumlarsa yorumlasın; göz açıları, göz gelenekleri, göz huylan nice "cephe"leri seçerse seçsin; Tekirdağ bence güzeldir, içlidir, anlamla doludur ve gerçek anlamı da orada gizlidir... Bir kırçiçeği tomarını nasıl tanımlıyabilir kişi? İşte öylesinedir Tekirdağ'ın tanına da!

Biçim mi? rengin en zengin türü mü? kişiye OH dedirtecek ortam ve olanaklar mı? versin elini Tekirdağ! Kıvrak, alımlı bir kent! Çok kişiyi apansız sarar-sarmalar ve de peşinden çoğu kez uyarıcı düşüncelere kapılır insan.. - Tıpkı, Macar kralı II. Rakoçi Ferens'in o iyimser, o felsefî düşünce ve duyularına bürünürcesine... - O, konukluk dönemimizde kimimizi düşündürür, kimimizi dinlendirir, kimimizi de esrikleştirir amma, n'eylerse eyler, tümümüzü kendine bağlar, tiryakileştirir bu canım kent... "Kervana durak, yolcuya barınak" örneği, her türden kişinin ilkyaz umudunu oracıkta buluveririz!

Kıyıları, Tuna boylarından kalma anılarımızın bir soyut durağıdır.. Sanki o çağların "serhat" türküleri söyleşir esintilerinde.. Düşün düşünebildiğince, kur kurabildiğince... O renk renk, o dizi dizi gelinleri, kızları düşle.. Üzüm, karpuz yüklü bahçeler, bağlar yanıbaşında.. Sele'ler, küfe'ler, sepet'ler dolusu.

Özgürlüklere teşne bir ülkede, özgürlüğün beşiklerinden Tekirdağ; suyu, toprağı, göğüyle bu ülküyü anlatır durur...

Şarap fıçısında esritiimiş balıklar gibi, tatlı bir düşe ve sonsuzcasına yaşama büyüsüne bürünmüş güzelim Tekirdağ !

 

EYLÜL

Kanlı canlı bir vücut gibi yazın ardından

Kış düşleri omuzlarına yığılı gelir.

Eylül, dizi dizi ayların ardından süzülerek

Bakışlarımız ağırlaşır Eylül ritmiyle

Sararmış yapraklarda yalnız dolaşırken

İçsel bir müziktir sanki

Her bir yaprağın titreyişi kızıla çalarak

Ufukları morlaşan Eylül akşamlarında

Rüzgar bir başka eser,

Müşfik anne gibi kolları arasına

Alarak, okşıyarak Eylül...

 

Itır GÜRDEMİREL